Remziye Gönül Dostu


Kayıt : 20 06 2007 Mesajlar : 705 Kitap okur musun : evet :

| Konu: Namazı erteleyenler için Çarş. 27 Şub. 2008 - 21:43 | |
| Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb’im. Sen çağırınca, kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm.
Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim “cız” etti hep. Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza durdum.
Ayak diredim, “az sonra kılsam da olur!” dedim. “Az sonra”larım “çok sonralar”a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna. Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım, rahatladım.
Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana. Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana. Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana. Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin. Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa, her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin. Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin.
Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya heveslendim. Benden istediğin zamanı çok gördüm. Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım. Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm. “Beni bana bırak!”larla durdum huzuruna; içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım. Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni. Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin. Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.
İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim. Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm. Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim.
Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim. Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden. Bütün benliğimle aşağı inemedim. İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım. Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.
İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim. Bedenim eğilirken huzurunda, “emrolunduğum gibi dosdoğru olma”nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim. “Sırası değil!”di; “hele dur; sonra da olur!”du. En Sevgili’ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.
Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin. Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.
İçten pazarlık mı denir buna Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı. Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu. Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte.
Fısıldaması bile acı veriyor ya…
Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre, heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, “bitmez şimdi bu namaz!” dediğim çok oldu. Ama içimden. Kimseler duymadı.
Bir Sen duydun beni ey Rabb’im. Sırrımı bir Sen bildin.
Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin.
Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.
İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı…
“Aradan çıkarmaya çalıştığım” oldu namazı. Geçiştirdim namazı. Bir
“sorun”du çözdüm, hallettim. Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa.
Bilemedim.
Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni. Her secdede rahmetinle okşadın alnımı. Her rükûda “aferinler” fısıldadın gönlüme.
Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu.
Yüzüme vurmadın. Azarlamadın. Aşağılamadın. Hepten umut kesmedin benden.
Yok saymadın. Utandırmadın.
Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb’im. Kimselere söylemedin.
Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam.
Ben işte böyleyim; yine “bana ait”lerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim Başka kimin anlayışından medet umayım
Kimseye Söyleyemem (namazı erteleyenler İçin)
AlInTıdIr...
_________________
 |
|
sivasli Gönül Dostu


Yaş : 20 Kayıt : 11 05 2007 Mesajlar : 620 Kitap okur musun : elimden geldikce devamli .. :

| Konu: Geri: Namazı erteleyenler için Cuma 29 Şub. 2008 - 18:58 | |
| kardeşlerim.... sizlere namazla ilgili yaşanmış bir kıssa anlatmak istiyorum... okuduğum kadarıyla
bir ablamız var ve yurt dışına okumaya gıdıyor...gun ıcersınde ıbadetlerını yapıyor..en onemlısı namazını eda edıyor... ve yurt dısında hırıstıyan bır hanımla kalmak zorunda velhası bu yabancı sahıs bızım musluman genc kızımızın her vakıt bellı saatlerde egılıp kalkmasına anlam veremıyor ...dayanamayıp soruyor.. ---neden boyle egılıp kalkıyorsun hergun? dıye ablamızda ---ıbadet edıyorum namaz bızım dınımızın dıregıdır.. vs namazın onemını anlatıyor en son soyle dıyor bız namazda ALLAH ın huzuruna cıkıyoruz... tabı yabancı bıraz saskın bıraz kızgın soyle dıyor ---- o zaman ALLAH muslumanları kayırıyor .bizleri sadece pazar gunlerı haftada bır gun huzuruna alırken sizi günde bes vakit huzuruna alıyor !!!! Gerçekten ALLAH bız muslumanları kayırıyor...kıymetını bılelım ınsaAllah..... _________________
[i]Üç sey insanin sevgisini kazandirir : 1- Karsilasinca selamlasmak, 2- Meclislerde ona yer açmak, 3- Ona,en çok sevdigi isimle çagirmak. Ramuz : S/261 |
|
Hazn Yeni Üye


Yaş : 20 Kayıt : 29 02 2008 Mesajlar : 28 Kitap okur musun : evet... Son okuduğun kitap : yahudileşme temayülü Edebiyat ile aranız nasıl : biz onunla ayrılmaz iki dostuz... :

| Konu: Geri: Namazı erteleyenler için C.tesi 1 Mart 2008 - 15:25 | |
| namazla ilgili bu zamana kadar okuduğum en güzel yazıydı desem yalan olmaz sanırım ALLAH razı olsun... elinize emeğinize sağlık... gerçekten... TEŞEKKÜRLER... |
|
NUR CIFTCI bizden biri


Kayıt : 13 05 2007 Mesajlar : 69 :

| Konu: Geri: Namazı erteleyenler için Paz 16 Mart 2008 - 0:42 | |
| Allah razı olsun gercekten deger bılmıyoruz Rabbimiz her an bizle beraber olmak ıstıyor ama bızse ne yazık kı...Aslında bizim ona ihtiyacımız var.Hz.Mevlananın bır sözünde okumustum yanlıs hatırlamıyorsam ınsallah 'Sen namazı terkedemezsın Ancak namaz senı terkeder' ........ _________________ KuLLar ÜmitLeriNi KeSince YaĞMur İndiRen 'O' DuR.....[b][i] |
|