KapıKapı  AnasayfaAnasayfa  İletişimİletişim  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
 Taşıyamayacağımız Kadar Yük..Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Editör
Editör



Kayıt : 21 02 2007
Mesajlar : 144
 : 


MesajKonu: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 14:18

YÜK


HAYATIN AKIŞI içinde, her insanın semtine muhakkak uğrayan bir gerçektir musibetler. Hepimiz, hayat boyu, irili-ufaklı yığınla musibetle karşılaşırız. Kiminin etkisi bir günde biter, kiminin ise bir ömür boyu sürer.

Yaşadığı bunca musibet içinde, insanın altından kolayca kalkabildikleri vardır; ama kimi musibetlerin ağırlığı sanki hiç hafiflemeyecekmiş gibi çöker üzerimize.

Baktığımızda, böyle ağır bir musibet yaşamış insanların önemli bir kısmında bir ‘taşıyamama’ hali ve onun peşisıra gelen bir ‘isyan’ çıkar karşımıza. Yatay düzlemde duran “Bunu bana niye yapar?” gibi sorulardan, dikey düzleme uzanan “Niye ben? Bula bula beni mi buldun?” isyanına kadar, bir dizi tepki geliştirir insan.

Böylesi itirazlarla ya da kendi hayatımın akışı içinde yükü ağır gözüken bir musibetle karşılaştığımda, hatırıma hep bir Kur’ân âyeti gelir. Nâzil olduğu günden itibaren Resûlullah aleyhissalâtu vesselamın yatmadan önce okuduğu son âyettir bu; Bakara sûresinin son âyeti... Daha doğrusu, bu son âyetin birinci cümlesi: “Allah hiç kimseye taşımayacağı yük yüklemez.”

Bu âyet, hayatın akışı içinde üstümüze yüklenen yüklere, yapmamız gerektiğini hissettiğimiz görevleri ve üstesinden gelmemiz gereken musibetlere karşı bir büyük destek ve ümit içerir insan için.

Allah doğru söylediğine göre, taşıyamadığımızı düşündüğümüz veya gerçekten de taşıyamadığımız bir yük varda hayatımızda, bu, o yükü taşıyacak tâkatimiz olmadığı için değildir. Allah insana taşıyamayacağı yük yüklemez ise, demektir ki, bir yük yüklenmişse üzerimize, taşımaya tâkatimiz olduğu içindir.

O halde, eğer taşıyamıyorsak, problem bize o yükü yükleyen rahmet-i Rahman’da değil; bizdedir. Demek ki, insan, kendisine verilen taşıma kapasitesini muhafaza edememiştir. Ya hamlaşmış, yahut bir ‘odaklanma’ problemi yaşayarak tâkatini dağıtmış, enerjisini boş yere harcamış demektir. Üzerimde ağırlığını hissettiğim bir sıkıntı, bir vazife, bir yük ve bir musibetle karşılaştığımda şöyle demeyi şiar edinmişimdir bu yüzden: “Allah, kendi başıma kalsam, bu yükü taşıyabilecek durumda değilim. Ama sen üzerime böyle bir yük yüklemişsen, biliyorum ki, taşıyabileceğim içindir, taşımamı sağlayacak gücü sen verdiğin içindir. Sen vermişsen, taşıyacağım.”

Metin Karabaşoğlu..
_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vefa
moderatör
moderatör



Yaş : 21
Kayıt : 01 07 2007
Mesajlar : 268
Kitap okur musun : tabiki
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 14:35

“Allah, kendi başıma kalsam, bu yükü taşıyabilecek durumda değilim. Ama sen üzerime böyle bir yük yüklemişsen, biliyorum ki, taşıyabileceğim içindir, taşımamı sağlayacak gücü sen verdiğin içindir. Sen vermişsen, taşıyacağım.”

çok güzel...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
sivasli
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Yaş : 20
Kayıt : 11 05 2007
Mesajlar : 620
Kitap okur musun : elimden geldikce devamli ..
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 14:40

vefa demiş ki:
“Allah, kendi başıma kalsam, bu yükü taşıyabilecek durumda değilim. Ama sen üzerime böyle bir yük yüklemişsen, biliyorum ki, taşıyabileceğim içindir, taşımamı sağlayacak gücü sen verdiğin içindir. Sen vermişsen, taşıyacağım.”

çok güzel...
Wink
_________________
[i]Üç sey insanin sevgisini kazandirir :
1- Karsilasinca selamlasmak,
2- Meclislerde ona yer açmak,
3- Ona,en çok sevdigi isimle çagirmak.
Ramuz : S/261
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
sonsuzlukyolcusu
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Kayıt : 05 07 2007
Mesajlar : 28
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 14:40

Hayatı, zifiri karanlık bir gecede çukurlar ve tümseklerle dolu bir arazide seyahat eder gibi yaşayarak kendi kendinize zehir etmeyin. Doğarken ağlamamak kimsenin elinde değildir ama huzurlu bir yaşantıyla her gün yeniden doğmak herkesin kendi elindedir. İnsan isterse en onulmaz durumlarda bile sükûn bulacak bir şeyler ortaya çıkarabilir.

İnsanı sıkıntı ve strese sokan hayatın iyiliği ya da kötülüğü değildir. Esas neden onu özümseyiş biçiminizdir.
Biraz önce Osmanlı'nın Avrupa seferlerini anlatan bir eseri okudum. Bu gün uçaklarla bir kaç saatte alınan yolları at sırtında veya yaya olarak aylarca yürüyen insanları düşündüm. Eğer onların hayata bakışları bugünkü insanlar gibi olsaydı bırakın sefere çıkmayı, bir şehirden başka bir şehire bile gitmezlerdi. Ve o kadar imkânsızlıklar içinde hayatın zorluklarından dolayı çoğunun intihar etmesi gerekirdi. Ama görüyoruz ki, onlar, hem kendi yaşantılarını anlamlandırmışlar ve hem de tarihin şeref levhalarına isimlerini altın harflerle yazdırmışlar.

Problem; yokluk, sıkıntı, imkânsızlık veya zenginlikte değil, esas sorun kişinin hayata bakışındadır.

Elbette insan çalışıp çabalamalı, uğraşmalı, kendisine kısa ve uzun vadede hedefler koymalı, mutlu ve başarılı olmak için gayret göstermeli. Ama bunları sıkıntı ve strese dönüştürmeden yapmalı.
Bazen trafikte yollar tıkanır, araçlar yaya hızından bile yavaş ilerler. Eğer sıkıntı ve stresle direksiyonu dövmeye başlamışsanız o çile bitmez, uzadıkça uzar, saniyeler yıllara bedel olur. Ama düşünün bir kere: Bunu yaşamalısınız, bu böyledir, yapacak başka bir şeyiniz de yok. Bu bir eğitimdir, belki de sabır eğitimidir.

Daha büyük olaylara karşı direncin sağlamlaşmasını sağlayan bir kişilik eğitimidir. Gelecekte sizi bekleyen daha çetin olumsuzluklara karşı metanet depolama eğitimidir.

İnsanların rahatlığı için oluşturulan her yenilik maalesef onu yanlış algılayanlar için yeni bir sıkıntı kaynağına dönüşmekte.

Allah (c.c.) hiç kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemez. Lâkin çokları bilinçsizce kaldıramayacakları sorunların içine kendilerini atarak hayatı hem kendilerine hem de çevresindekilere zehir ederler.
İnsanın elinde olmayan dış etkenlerden kaynaklanan sorunları, olduğu gibi kabullenebilmesi, olgunluğunu gösterir. Kışın yağan kar bazıları için soğuk, buzlanma trafik kazaları, problem üstüne problem demektir. Fakat çocuklar için oyun ve eğlence, kar topu oynamak, kardan adam yapmaktır. Yeni bir oyun, yeni bir coşku, yeni bir eğlencedir.

Kar herkes için aynı yağar ama kimilerine sıkıntı olarak, kimilerine de eğlence olarak. Önemli olan insanın olaylara bakış açısıdır.

Hiç bir sıkıntı ya da sevinç dışarıdan gelmez. Olaylar insanın onu algılamasıyla mutluluk veya sıkıntıya dönüşür. İyice düşünürseniz karşılaştığınız problemlerin mutlaka olumlu yönlerini de görürsünüz. yüreğinin gözleriyle bakabilenler sorunlardan bile dersler çıkarabilen engin ruhlu kimselerdir.
Zifiri karanlıkta kaldığınız bir anda kabri düşünebilmek, bütün kapıların kapandığı en çaresiz bir durumda mahşeri hatırlayabilmek, çok sevdiğiniz bir yakınınızın vefatında Yüce Yaratıcıya iltica edebilmek insanı olgunlaştırır, çoğu zaman da zirvelere taşır.

Bir şekilde hayatı yaşayacaksınız. Olayları olduğu gibi kabul edenler de, isyan ederek kendi mutsuzluğunu hazırlayanlar da aynı güneşin altında aynı havayı teneffüs edecekler. Ama aynı gönül gözüyle bakmadıkları için farklı yorumlayacaklar.

Hırs insanı strese sürükler. Hiç kimse sahip olduklarını düşünmez. Hep başkalarında olanları elde etmek için uğraştığından dolayı huzursuzluğa kapılır. Hiç kimse, hasta çocuğuna bir ilaç bile alamayan babayı, yavrularının önüne bir tabak yemek koyamayan anneyi düşünmez, düşünmek bile istemez.

Eğer insanlar sahip olduklarının değerini bir bilebilse toplumda huzursuzluk diye bir şey kalmaz. Sağlığın sıhhatin kıymetini, kendisine sevgiyle bakan gözleri bir fark edebilse, yaşam bir başka anlam kazanır.

Beş yüz yıl önce yaşamış bir insanın tekrar dirildiğini düşünün, muhtemelen şöyle diyecektir: "Burası mutlaka cennet olmalı, demek ki, ben cennete gelmişim!"

Asırlar önce yaşamış insanlara göre cennet sayılabilecek bir ortamda yaşıyorsanız, o dönemdeki bir hükümdarın bile sahip olmadığı bir çok nimetlere sahipsiniz demektir. Dolayısıyla, hayatı sıkıntı ve stresle doldurarak anlamsız bir hale getirmeye hiç kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum.

"Kadere razı olan ke-derden emin olur."

Farkına varamasanız bile şükrünü eda edemediğiniz her nimetin hesabını vermeye de hazırlıklı olmalısınız.

Bir sabah tekrar uyanabilmişseniz, yeni bir gün doğmuşsa, bu; tövbe edebilmeniz için bir fırsattır, Yüce Rabbe yakınlaşabilmek için bir nimettir, yarınlarda kuracaklarınızın temelini atmak için bir ganimettir.
Türkiye toplumunun yaklaşık yarısı stresle yaşamakta. Bu oran Avrupa toplumunda yüzde yetmişlere kadar çıkmakta. Bir çok insan âdetâ psikologların önünde diz çökerek strese sihirli bir formül arıyor. Oysa bunun sihirli bir formülü de yok. Kanaâtimizce en geçer akçe, insanın Yaratıcısıyla bağlarını güçlendirmesi-dir. O'ndan uzaklaşan insan nefsin ve şeytanın telkinleriyle bunalımlara sürüklenecektir. Çevrenin debdebesinin tesiriyle hayatı kendi kendisine yaşanmaz hale getirecektir.

Güneşin olmadığı bir dünya soğuk ve karanlıktır. Yaratıcısıyla irtibatı olmayan, ruh dünyasını manevî projektörlerden yansıyan ısı ve ışığa açamayan insanların gönül alemi de kimsesiz, soğuk ve karanlık olacaktır.

Sıkıntı ve stres, olayların sadece maddî yönüne bakan, manevî yönüne odaklanamayan insanların malesef ayrılmaz bir parçası olacaktır. Hayat, sadece yaşayanlara değil, yaşadıklarını anlayan ve onu anlamlandırabilenlere gülecektir...

Selam ve dua ile...


Alıntı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bahsi
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt : 04 08 2007
Mesajlar : 1
Kitap okur musun : evet
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 15:32


alıntının nerden olduğunu paylaşır mısın.

Allah razı olsun,unuttuğum şeyleri hatırlamama yardımcı olan bir yazıyı paylaşmışsın.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mehmet879
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt : 19 07 2007
Mesajlar : 1
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 17:15

selamün aleyküm sevgili kardeşim paylaşımın için teşekkürler allah razı olsun gerçektende insan kaldıra bileceği yükü üstlenmelidir.kolay gelsin hayırlı paylaşımlar....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
sonsuzlukyolcusu
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Kayıt : 05 07 2007
Mesajlar : 28
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 17:25

İlker Çakırın Yazısından alıntıydı.
Selametle kalın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bahar
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Yaş : 22
Kayıt : 16 06 2007
Mesajlar : 59
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 20 Ağus. 2007 - 18:52

ALLAH RAZI OLSUN BİR ANDA KENDİMİ BULDUM BU PAYLAŞIMINIZDA..... GERÇEKTEN RABBİM TAŞIYAMIYACAĞIMIZ HİÇ BİR ŞEY YÜKLEMİYOR BİZE AMA BİZ HER ZAMAN İSYAN BAYRAKLARINI ÇEKİYORUZ NEYE VE NİYE YADA NEDEN HEP BEN GİBİ.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AYAYT
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Kayıt : 24 06 2007
Mesajlar : 14
Kitap okur musun : sıksık
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Salı 21 Ağus. 2007 - 8:18

allah razı olsun...gerçekten okurken kendimi buldum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
iktezathü-t tabiat
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Yaş : 22
Kayıt : 11 06 2007
Mesajlar : 44
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Salı 21 Ağus. 2007 - 11:52

s.a.evet insan taşıyabilecegi yükü almalıdır zaten rabbim bize öğle kolaylıklar veriyoki taşıdıgımız yükler bile kolaylaşıyor bu yazı için allah razı olasınız
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cizgi3
Gönül Dostu
Gönül Dostu



Kayıt : 12 07 2007
Mesajlar : 9
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Salı 21 Ağus. 2007 - 16:22

sevgili arkadaşlarım öncellikle yüce yaradanın selamı üzerinze olsun sevili arkadaşımız sonsuzluk yolcusu nun bizlerle paylaşmış olduğu ve hepimizi içinde kendimizi bulduğumuz yazıya sanıyorum herkes benim gibi gönülden katılım gösteriyordur paylaşımından dolayı kendisine şükranlarımı sunuyorum. bir yazı ister alıntı olsun ister olmasın hatırlatıldığı sürece değerlidir. şöyleki ben diyorumku yeryüzünde yazılmaya çalışılan bir çok kitap kuran ın açıklama gayreti içerisinde olmuştur yani çıkan her kitapta yüce kitabımız kuran ı kerimden dan bir şeyler bulabiliyoruz. tüm paylaşımlara katılmakla birlikte şunu her zaman kendime vazife görmüşümdür ki her insan üzerine vazife olduğunu düşünüyorum. sabıretmek ve şükretmek mutluluğun anahtarıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ercan
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt : 12 08 2007
Mesajlar : 2
Kitap okur musun : evet
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Salı 21 Ağus. 2007 - 21:46

ALLAH RAZI OLSUN COK GUZEL OLMUS
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
bedia
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt : 27 07 2007
Mesajlar : 8
Kitap okur musun : fırsat buldukça
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Çarş. 22 Ağus. 2007 - 23:13

s a paylaşımın için çok saoğ ALLAH razı olsun kardeşim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
sevdenur
Yeni Üye
Yeni Üye



Kayıt : 30 07 2007
Mesajlar : 6
Kitap okur musun : evt
 : 


MesajKonu: Geri: Taşıyamayacağımız Kadar Yük..   Ptsi 27 Ağus. 2007 - 14:45

vefa demiş ki:
“Allah, kendi başıma kalsam, bu yükü taşıyabilecek durumda değilim. Ama sen üzerime böyle bir yük yüklemişsen, biliyorum ki, taşıyabileceğim içindir, taşımamı sağlayacak gücü sen verdiğin içindir. Sen vermişsen, taşıyacağım.”

çok güzel...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Taşıyamayacağımız Kadar Yük..Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Arşiv :: Arşiv :: Editorial-